25 Mayıs 2016 Çarşamba
7 Mayıs 2016 Cumartesi
Dünya Siyasetinde İz Bırakmış Kadın Siyasetçiler
Sirimavo Bandaranaike
Dünyanın ilk kadın başbakanı olan Bandaranaike
17 Nisan 1916 ‘da daha sonra ülkenin
adını Sri Lanka olarak değiştireceği Seylan’ da doğdu. Babasının Seylan
Senatosu’nda üye olması sebebiyle hep siyasetin içinde büyüdü. Bandaranaike St.
Bridget Manastırında eğitim görmesine karşın pratikte bir Budist olarak yaşadı.
Sirimavo 24 yaşındayken ailesinin de
isteğiyle siyasette hızla yükselen Solomon Bandaranaike ile evlendirildi. Solomon
da siyasi kariyeri için Hristiyanlık dinini terkederek Budizmi seçmiştir. 4
Şubat 1948’ de ilan edilen Sri Lanka’nın bağımsızlığının ardından 12 sene sonra
Solomon Bandaranaike 1956 yılında Başbakan seçildi. Bandaranaike
1959 yılında aşırılık yanlısı bir Budist keşiş tarafından öldürüldü. Sirimavo
kocasının öldürülmesinin ardından zor günler geçiren Sri Lanka siyasetine
atıldı.
Kocasının kurduğu partinin
başına geçen Sirimova 1960 seçimlerinde duygusal konuşmalar yaparak tüm ülkeyi
gezdi. ‘Ağlayan Dul’ yakıştırılması yapılan Sirimova Bandaranaike 1960
seçimlerinde ezici bir üstünlük sağladı ve büyük bir başarı elde etti. Bu
başarının ardından modern dünyada ilk kadın başbakan olan Bandaranaike iç ve
dış politikada kocası gibi devam etti. Hükümet kontrolünde sosyalist ekonomik politikalar
yürüttü. Dış politikada ne batıya nede doğuya yaklaşmayarak dengeli politikalar
sürmek istedi. Dış ilişkilerde tarafsız ve bağımsız politikalar izleyen
Sirimova iç politikada Hristiyan grupların desteklediği özel okulları da
kapattı. 1965 seçimlerinde kaybeden Bandaranaike 1970 seçimlerinde beklenmedik
bir dönüşle tekrar Başbakan oldu. 1972 de Seylan olan ülkenin adını Sri Lanka
olarak değiştirdi. 1977 yılında iktidarı kaybeden Bandaranaike 1980’de parlamentonun
gücünü kötüye kullandığı gerekçesiyle suçlu bulundu ve siyasi hakları elinden
alındı.
1986’da siyasi hakları geri
verildi ve 1994’te başında olduğu Sri Lanka Özgürlük Partisi’nin kurduğu
koalisyonun seçimleri kazanmasıyla Devlet Başkanı olan kızı Chandrika Kumaratunga tarafından başbakan olarak atandı.Fakat düzenlemelerle yetkisi kısılan
Başbakanlık makamındaki son döneminde fazla etkili olamamıştır. 10 Ekim 2000’de
hayatını kaybetmiştir.
Margeret Thatcher
Margeret
Thatcher, 13 Ekim 1925 ‘te İngiltere’nin Grantham kasabasında doğdu. Esnaf bir
aileden geliyordu fakat babası Alfred
Roberts yerel siyasette aktifti. Margeret’ ın çocukluk yıllarında babası Grantham’ın
Belediye Başkanıydı. Margaret henüz küçük yaşta siyasetle tanışma şansına sahip
olmuştu. Gençlik yıllarında muhafazakar bir öğrenci derneğine üye olup siyasi
faaliyetlere katıldı.
Yıllar
sonra Margaret H. Thatcher, 'Muhafazakâr Parti'nin en genç adayı olarak
seçime katılıp (1950-1951) İşçi Partisi'nin en sağlam kalesinde
seçim mücadelesi vermeye başladı. Seçim çalışmaları esnasında zengin bir iş
adamıyla tanıştı ve aynı yıl evlendi. 1959 seçimlerinin ardından
parlemantoya girdi. 1960-70 arası siyasi kariyerinde ılımlı bir tutum izledi. Erkek eşcinselliğinin suç olmaktan çıkarılmasını savunan az sayıdaki
Muhafazakâr Parti milletvekilinden biriydi. Kürtaja izin verilmesi yönünde oy kullandı. 1970’de
muhafazakar parti seçimleri kazanınca Eğitim ve Bilim Bakanı oldu. 1974
seçimlerinin ardından Çevre ve İskan Bakanı oldu. 1975’te Muhafazakar Parti
Başkanlığına aday oldu ve kazandı.1976’da Soğuk Savaş döneminde SSCB'ye karşı yaptığı
eleştirisel bir konuşmasının ardından Sovyet Savunma Bakanlığı gazetesi Krasnaya Zvezda (Kızıl Yıldız), Thatcher'a
"Demir Leydi" lakabını taktı. Kısa sürede bu lakap bütün dünyaya yayıldı ve Thatcher
bu lakabı sevmişti. Boyun eğmeyen ve taviz vermeyen kişiliğinin sembolü olarak
benimsedi.
1979
yıllındaki seçimleri kazanan Thatcher İngiltere’nin ilk kadın başbakanı oldu.
Thatcher aynı zamanda Avrupa’da da seçilen ilk kadın başbakandır. Margeret
Thatcher üç seçim üst üste kazanarak 1979-1990 yılları arasında başbakanlık
yapmıştır. Hala en uzun süre İngiltere Başbakanlığı yapmış isimdir. Thatcher
uyguladığı radikal sağ politikalar sebebiyle hem destek hem de nefret
kazanmıştır. Neo-liberal ekonomi-siyaseti, Sovyet komünizmi karşıtlığı ,
Falkland Adalarını kontrol savaşları ağır eleştiriler almıştır. Sert siyaseti
ve liberal-muhafazakar siyasi anlayışıyla iz bırakmıştır. Thatcher 8 Nisan 2013
te Londra’da hayatını kaybetti.
Benazir Butto
Pakistan'ın Karaçi şehrinde 1953
yılında doğdu. Oxford Üniversitesi’nde eğitimini tamamladıktan sonra ülkesine
döndü. Babasının idam edilmesinden sonra 1984 yılına kadar ev hapsinde kaldı.
Ev hapsi bitince Pakistan'ı terk ederek, Büyük Britanya'ya yerleşti. Oradan
babasının kurduğu 'Pakistan Halk Partisi'nin liderliğini yaptı. Çimento
fabrikatörü zengin bir iş adamıyla 1987 yılında evlendi. Benazir Butto 1988
yılında katıldığı seçimleri kazanarak müslüman bir ülkedeki ilk kadın başbakan
ünvanına sahip oldu.
Ancak aradan iki yıl geçmeden
yoğun yolsuzluk suçlamalarıyla ve askeri güçlerin desteğiyle yeniden seçime
gidildi ve Butto devrildi. Fakat vazgeçmedi ve 1993 yılında yapılan seçimleri
ikinci defa kazandı. 1996 yılında yolsuzluk suçlamalarıyla kurmuş olduğu
hükümet yeniden düşürüldü. Yolsuzluk suçlamaları kesinlik kazanmamış olsa da
Butto, 1999 yılında Pervez Müşerref liderliğinde yapılan askeri darbe sonrası
ülkeyi terkederek Dubai'ye yerleşmek zorunda kaldı.
1999-2007 yılları
arasında yurtdışında sürgünde yaşadı. 18 Ekim 2007'de seçimlere katılmak üzere
Pakistan'a geri döndü ve başkanlığını yaptığı Pakistan Halk Partisi'nin seçim
mitinglerine katılmaya başladı. Benazir Butto, 27 Aralık 2007’de Ravalpindi’de katıldığı seçim mitinginden ayrılırken yapılan
bombalı saldırı sonucu hayatını
kaybetti.
Eski feodal
yapıya karşı Butto’nun mücadelesi Müslüman coğrafyasında bir ilkti ve önemli
bir mücadeleydi.
Angela Merker
2005
yılından itibaren dünyanın en güçlü kadını olan Angela Merkel Almanya'nın
Hamburg kentinde 1954 doğdu. İki Almanya'nın birleşmesine kadar Doğu Almanya'da
yaşayan Merkel, 1973-1978 yıllarında Leipzig Üniversitesi (Doğu Almanya) fizik
bölümünden mezun oldu. Berlin'de, kuantum kimyası üzerine doktora tezini verdi
ve daha sonra araştırmacı olarak kendi dalında çalıştı. Birçok makale
yayınlandı. Almanya Federal Cumhuriyeti'nin efsanevi şansölyesi Helmut Kohl
tarafından keşfedilerek, desteklendi ve 1990 yılında CDU (Hrıstiyan Demokrat
Birliği) partisinde siyasete girdi.
Helmut
Kohl aktif siyasetten geri çekildikten sonra Angela Merkel'in politik yıldızı
parladı. Gerhard Schröder (SPD) hükümetinin erken seçim kararı almasının
ardından 2005 yılında Merkel partisini iktidara taşıdı. Merkel, Almanya'nın 1871 yılında modern bir devlet olmasından bu yana
Almanya'yı yöneten ilk kadındır. Ayrıca Merkel II. Dünya Savaşı'ndan sonra
seçilmiş en genç şansölyedir. Merkel 2009 yılında yeniden başbakan seçildi ve
FDP ile bir hükümet koalisyonu kurmayı başardı. 2013 teki seçimlerde de aynı
başarıyı sağlayan Merkel şu an aktif siyasetteki en önemli isimlerden biridir.
Avrupa’daki
borç krizi, mülteci sorunu, Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi gibi konularda
gösterdiği liderlik
Merkel’i zirveye taşımış durumda. Avrupa’nın lokomotifi olan Almanya’nın gücünü
göz önüne alırsa günümüzde Avrupa’nın lideri durumunda da denilebilir. 2013 ‘te
Forbes dergisi tarafından Yılın Kadını, 2015’te Time Dergisi tarafından Yılın
Kişisi seçilen Angela Merkel’in başarılarını önümüzdeki yıllarda da sürdürmesi
büyük olasılık.
İndira Gandhi
19 Kasım 1917’de doğan İndira Hindistan' da 2 defa (1966-77, 1980-84) başbakanlık yapmış
politikacı. Hindistan tarihindeki tek kadın başbakan olan Gandhi, ayrıca en
uzun süre görev yapan ikinci başbakandır. Mahatma Gandhi ile bir akrabalığı
yoktur. Bankaları ve sigorta kuruluşlarını millileştirmiştir.1975 te
muhalifleri tutuklatıp özgürlükleri kısıtlayan bir dizi yasa çıkarması ağır
eleştirilere neden olmuştur.31 Ekim 1984 te Yeni Delhi' de vefat etmiştir.
4 Mayıs 2016 Çarşamba
Medya'da Ayrımcı Dil
Ayrımcılık, en basit tanımıyla; herhangi bir kamu yararı ya da mantıklı bir gerekçe söz konusu olmaksızın, bir kişiye, benzer durum ve koşullardaki diğer kişilerden farklı ve eşit olmayan bir muamele yapılması anlamına gelir. İnsanlık tarihi ayrımcılığın yol açtığı büyük felaketlerle doludur. (Sevilay Çelenk)
Ayrımcılık, uluslararası toplumun artan duyarlılığına ve 21. yüzyılda ulaşılan muazzam bilgi birikimine rağmen devam etmektedir. Etnik köken, din, dil, dünya görüşü ya da cinsiyet temelinde yapılan ayrımcılıkların acı sonuçları, tarihe utanç sayfaları eklemektedir. Tarih boyunca süren ayrımcılık konusunda bizler geleceğin medya çalışanları olarak etik bir duruş sergilemeliyiz ve bu ayıba ortak olmamalıyız.
Medya’nın; diziler, filmler , haberler , Tv programları aracılığıyla ayrımcılığı yaymasına ve derinleştirmesine elverişli bir yapısı mevcuttur.
Medyada karşılaştığımız ayrımcı dil ve beraberindeki nefret söylemi bir ırkı, cinsiyeti, yaşı, etnisiteyi, milliyeti, dini, cinsel yönelimi, cinsel kimliği, engelliliği, ahlaki ya da politik görüşleri, sosyoekonomik sınıfı, mesleği ya da görünüşü kapsayacak şekilde çok geniş alanda karşımıza çıkmaktadır. Ayrımcı dil kullanan bu grupların, bu coğrafyada birlikte yaşayan halkları, inanışları, etnik kökenleri kapsaması ise nefret söyleminin olası tehlikelerini ve nefret suçuna zemin hazırlama özelliğini daha da arttırmaktadır.
Medya’da ağırlıklı olarak karşımıza çıkan ayrımcı söylem ulusal, dini ve etnik kimlikleri hedef alan nefret söylemi içeriklerinin yanı sıra kadın ve LGBTİ’lere yönelik içerikler de karşımıza çıkmakta.
Başka bir dine, etnik kökene ve azınlıklara karşı kullanılan ayrımcı dil
Milli güreşçi Rıza Kayaalp'in Gezi Parkı eylemlerinde protestocular için attığı tweetler çoğu kişiyi hayretler içinde bırakmıştır.
yazıklar olsun size ermenilere bıraktınız meydanı
allah belanızı versin eylemci capulcuları.
— Rıza kayaalp (@rizakayaalpriza) 7 Haziran 2013 Mehmet Okur için ise "Milli takımda oynamak istemeyen bir vatan haini" dedi. Kayaalp'ın "Aslında orada polis olmayı çok isterdim" mesajı da hala hafızalarımızda.
Akdeniz’de bayrağı taşımıştı
Rıza Kayaalp, Mersin’de düzenlenen Akdeniz Oyunları’nın açılış töreninde, Türk kafilesinin en önünde yürümüş ve Ay- Yıldızlı bayrağı taşımıştı. Kayaalp’in Gezi olaylarındaki tavrı sonrası bu görevi alması da tartışma konusu olmuştu.
Tabi
ülkemizde nefret söylemiyle mükafatlandırılan Rıza Kayaalp Uluslararası Güreş Federasyonları Birliği FILA
yaptığı ırkçı söylem nedeniyle 6 ay müsabakalardan men cezası aldı.
Yukardaki film afişi ise bir diğer tatsız örnek. Yunanistan’ da
veya herhangi bir ülkede Kahpe Osmanlı diye bir film yapılsaydı tepkimiz ne
olurdu. Bunu düşünerek hareket etmeli karşımızdakini incitmemeye özen
göstermeliyiz.
Bir mezhebe
yönelik yapılan ayrımcılık
İnanç ve Mezhep Temelli Nefret Söylemi: Farklı dinlere
ve mezhep aidiyetlerine yönelik üretilmektedir. Türkiye'de ve dünyada farklı
örnekleri sıklıkla görülmektedir. Türkiye'de Müslümanlık dışındaki dinlerin
yanı sıra, hakim konumlanan/konumlandırılmış Sünni mezhebi dışındaki tüm
mezheplere, başta Aleviliğe yönelik üretilmektedir.
Farklı etnik
kökenlere karşı üretilen ayrımcı dil
Bizler medya etiğini, basın ilkelerini savunacaksak
kişilere, kurumlara, ideolojiye, etnik kökene vb. ne bağlı kalmadan
savunmalıyız. Yazılarını, konuşmalarını, siyasi görüşünü beğendiğimiz kişilerin
de yanlışlarını ortaya koymalıyız. Prensip olarak ayrımcılığa ve nefret
söylemine karşı çıkmalıyız. Hangi taraftan olduğuna bakmadan ‘amasız, fakatsız’
yanlışın karşısında durmalıyız.
Eşek, atı becerir.
Katır doğar.
Katır doğar.
At’tan küçük, eşek’ten cüsselidir.
Her ikisinin toplamından kuvvetlidir.
Kromozom sorunu nedeniyle kısırdır.
Ancak, katır ırkı yok edilse bile...
Eşek’lik varoldukça nesli tükenmez.
Her ikisinin toplamından kuvvetlidir.
Kromozom sorunu nedeniyle kısırdır.
Ancak, katır ırkı yok edilse bile...
Eşek’lik varoldukça nesli tükenmez.
Yılmaz Özdil bu yazıyı Uludere'de ölenlerin ardından yazmıştır. Her söyleminde ayrımcılık ve nefret dili kullanan Özdil, neredeyse yazdığı her yazısında bu ayıbı işlemektedir ve en kötüsü destekte görmektedir.
Medya Tetikçiliği
Medya tetikçiliği, medya organları kullanılarak, yazılı
veya görsel unsurlar eşliğinde, hedef gözetilerek yürütülen sistemli ve planlı
saldırı, iftira, karalama, kişilik infazı, suç isnadı, vb gibi tüm yöntemlerin
toplamıdır.
Uzay Yarışı ve Bu Yarışta SSCB Propagandası
‘Uzay Yarışı’ Amerik Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) arasında 1957’den 1975 ‘e kadar süren ve resmi olmayan bir rekabettir. Bu yarışın başlangıç noktası Sovyetlerin 4 Ekim 1957’de Sputnik 1 adlı ilk yapay uyduyu fırlatmasına dayanır. Uzay yarışı, Soğuk Savaş döneminde SSCB ve ABD arasında kültürel ve teknolojik rekabetin önemli bir parçası haline gelmiştir. İki ülkenin birbirini olası bir sıcak savaştan önce moral olarak çökertme çabalarında, uzay teknolojileri ve propagandaları birer araç olarak kullanıldı.
Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği arasında 1960 ve 70’li yıllarda zirveye ulaşan 'uzay yarışı' her ne kadar sonunda Amerika'nın zaferiyle bitmiş olsa da başlangıçta kıyasıya bir mücadele vardı.
![]() |
| 'İlk kozmonot Yuri Gagarin'e şanlar olsun' |
![]() |
| Gagarin Mısır'da |
![]() |
| 'Ekim uzaya giden yolu açtı.' |
Çok yaşa Sovyet bilimi çok yaşa Sovyet insanı |
![]() |
| Şanlar olsun evrenin fatihlerine |
![]() |
| Yuri Gagarin Varşova'da kahraman gibi karşılanırken
İlk kadın kozmonot (Valentina Tereshkova) Sovyetler Birliği'nin akla ilk gelen diğer başarılarından biridir. ( 16 Haziran 1963 ) Uzay yarışında ilklere imza atmakta SSCB'nin gerisine düşen ABD, Ay'a ilk ayak basan ülke olmasının en önemli ilk olduğu propagandasını yaparak uzay yarışında öne geçtiğini savunmuştur.
Tabii ki bu başarılar sadece kağıt üzerinde kalmadı. Soğuk Savaş döneminde ABD ve SSCB arasındaki uzay yarışında öne geçme çabaları sadece teknoloji ilke sınırlı değildir. Bu alandaki rekabet propaganda alanına da sıçramıştır. Sovyetler Birliği uzay yarışındaki çalışmalarını, rejimlerinin ve yönetimlerinin başarılı olduğunu göstermek için propaganda amaçlıda kullanılmıştır. Meşhur Sovyet propaganda posterlerinin bir kısmı bu uzay yarışı için yapılmıştı.
Hazırlanan propaganda afişlerinde sürekli Ekim Devrimi' Ne Sosyalizm'in başarısına atıflar yapmaktadır. Uzay çalışmalarında çok büyük başarılar ve ilkler elde edildiği vurgulanmak için 'şanlar olsun,uzayın fatihler, bu gurur Sovyetlerin' gibi temalarla şanlı zaferler kazanıldığı üzerinde durulmuştur. Sovyet halkının ülkeleriyle gurur duyması gerektiği vurgulanmıştı. Bazı afişlerde ise barış teması işlenmiştir. Yuri Gagarin ise bu propagandaların en önemli yüzü olmuştur.
|
16 Mart 2016 Çarşamba
Spor medyasında asla göremeyeceğiniz bilgi depoları : Futbol blog sayfaları
Günümüz yaşantısında hemen
herkesin bir şeyleri kısa veya uzun vadede para kazanma gayesiyle yapıyor
olması, blog yazılarına da yansıyor. Yazarların hobi olarak yazılarına başladığı
bu alan artık ciddi reklam kazançları ile iyi bir gelir kapısı durumunda. Tabi
bu işinizi ne kadar iyi yaptığınız ve beğenildiğiniz ile paralel bir durum. Sonuçta
yüzlerce blog kategorisi , binlerce blog sitesi ve blog yazarı olmasına karşın öne
çıkan ve takip edilen bloglar o kadar fazla olmuyor. İlgi alanlarımızı,
düşüncelerimizi, bilgilerimizi paylaştığımız bloglarda 'Nasıl fark
yaratırım?'sorusunun cevabı profesyonellerin işi. Bu yazıda bunun cevabını vermeye
çalışmadan, futbol ile ilgili popüler blog yazarları ne yapmışta ön plana çıkmış, bunun detaylarını arayacağım.
Örneklere başlangıç yapacak
olursak çoğu kişiye göre bu işin ülkemizdeki piri sayılan Aceto Balsemico ile
giriş yapalım. ( http://acetobalsamico.blogspot.com.tr/
) Bir çok futbol severin gönlünde taht kurmuş bir isimdir. Sunduğu bilgiler,verdiği
birbirinden ilginç anekdotlar ve bunların yanı sıra kullandığı esprili ve akıcı
dil ile yazıları bir çırpıda okunabilen bir yazar. 2006 yılından beri yazdığı
yazılarda sadece sahada oynanan futboldan değil futbolun şehirlere, insanlara
kattığı değerlerden, güzelliklerden bahseden Aceto geniş bir arşive sahip
durumdadır.
![]() |
| Futbol sahasında gözlükleriyle yer alan Joop Van Daele Flying Dutchman 'ın blog sayfasında bunun gibi nice ilginç detaylar bulunuyor |
Diğer örneğimiz Flying Dutchman
ismiyle özellikle futbolun geçmişine ışık tutan yazılar yazan blog yazarı. (http://vliegendenederlander.blogspot.com.tr/
) Dutchman 1960 ‘tan 2000 yılına kadar olan dönem ile ilgili yazdığı yazılarla
dikkat çekiyor. Birbirinden ilginç bilgiler sunduğu blog sayfasında sadece
Avrupa ile yetinmeyip Güney Amerika futbol tarihi ile ilgilide detaylı bilgiler
veriyor. Eğer futbol tarihi ile ilgiliyseniz her yazısı merak edip okuyabileceğiniz
bir yazar.
Sayfasında futbol dışında
yazılarda yazan diğer popüler blog sayfamız http://arielortega.blogspot.com.tr/.
Daha çok Fenerbahçe ve gündemdeki konular üzerine yazılar bulabilirsiniz.
2008 ‘den beri yüzlerce blog
yazan Yiğit Yılmaz. http://ygtylmz.blogspot.com.tr/
Genellikle oynanan önemli maçları analiz eden yazılar yazmakta. Fenerbahçe ‘nin maçlarını sıkı takip eden ve
deplasmanlara gidip maçı, atmosferi anlatan yazıları ön plana çıkıyor.
| Sayfaların sloganları da ayrı bir hava katıyor |
http://targetstriker.blogspot.com.tr/
Kısa yazıları ve iyi değerlendirmeleriyle beğendim bir başka futbol blog
sayfası. Futbola bakış açımızın hemen hemen aynı olduğunu düşündüğüm ve
yazıları okurken -evet doğru söylüyor -dediğim yazar.
Futbolla ilgi her şeyin yanında
futbolun sosyal yönüyle ilgili yazılarıyla dikkatimi çeken sayfa. http://devrimderki.blogspot.com.tr/
. çok geniş bir arşivi olan yazar bizlere futbolun güzelliklerini hatırlatıyor.
Birbirinden güzel yazılar yazıp
analizler yapan bu isimlerin yakınlığı, dostluğu da dikkat çekiyor. Günümüzde,
futbol programlarında herkesin herkesi karaladığı yorumcuların aksine
birbirlerine destek olan bu isimler güzel bir atmosfer sağlıyor. Birbirlerini takip edip ortak bir grup ortamı yaratıyorlar. İnternet
ortamının sağladığı olanakları da gayet güzel kullanıyorlar. Tabi çoğunun da bir sloganı var. Eğer bu işte başarı sağlamak istiyorsak yazılarımızla ve bakışımızla örtüşecek afilli bir slogan olmazsa olmaz.
http://klasikfutbol.blogspot.com.tr/
Yukarıdaki sayfalarda yine güzel yazılar bulabileceğiniz
içeriğe sahip.
![]() |
| İnsanlara futbolu sevdiren bir ismin fotoğrafıyla noktalayalım bu yazıyı |
3 Mart 2016 Perşembe
A Nation Divided internet haberi incelemesi
İyi bir internet haberinin neler barındırması, nasıl olması gerektiğini incelediğim Snow Fall haberinin ardından bu seferde A Nation Divided ( Bölünmüş Bir Millet ) haberi ile devam edeceğim. 29 Ekim 2014 'te yayımlanan haberde 1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla birleşen Doğu ve Batı Almanya'nın bu birleşmeye adapte olup olamadığını haber metninin içeriğinde kolayca ulaşabildiğimiz istatistiklerle inceliyor. ( http://zeit.de/feature/german-unification-a-nation-divided )
Doğu'da ve Batı'da yaşayan Almanların gündelik yaşam pratiklerini, sosyal alışkanlıklarını, yaş ortalamasını, kullandıkları eşyalar grafiklerle karşılaştırılıyor. Grafiklerdeki anlatım kolayca anlaşılır durumda. Güzel tasarımlarının yanı sıra düşük boyutlu grafikler seçildiği için geçişlerde rahat gerçekleşiyor.
Birleşmeden sonra Doğu'nun demokratik haklar kazandığını fakat sosyal yaşamın her alanında Batı'nın gerisinde olduğu sade ve dikkat çekici bir tasarımla sunulmuş. Örnekler geniş tutularak herkesin ilgisini çekebilecek bir nokta yakalanmaya çalışılmış. Metne yerleştirilen resim,grafik ve videolarla haber desteklenmiş. Ben haberi okurken acaba bir sonraki grafikte neden bahsedecek diye meraklanarak okudum. Karmaşadan uzak, derdini net anlatan güzel bir internet haberi olmuş.
25 Şubat 2016 Perşembe
NY Times Snow Fall Değerlendirmesi
Teknolojideki gelişmeler hayatın her alanında
olduğu gibi basın alanında da kendini derinden hissettirmekte. Klasik
gazeteciliğin sınırlarının belli olması nedeniyle uçsuz bucaksız yaratıcılık
imkanı sağlayan dijital gazeteciliğe karşın büyük bir handikap taşımakta. Zira
her geçen gün yaşanan teknik gelişmeler, yeni yazılımlar, uygulamalar tasarımla
ve yaratıcılıkla pekiştirildiğinde internet haberciliği sunum aşamasında çok
büyük avantajlara sahip oluyor. Hatta
haberin, olayın bile önüne rahatlıkla geçebiliyor. 20 Aralık 2012' de New York Times'ta yayınlanan ‘Snow Fall’
http://www.nytimes.com/projects/2012/snow-fall/#/?part=tunnel-creek başlıklı haber ise dijital yayıncılıkta olması gerekenleri oldukça açık, net
şekilde gösteriyor. Haberde Şubat
2012'de Washington'da Tünel Creek isimli bölgede , üç deneyimli kayakçı öldüren
çığ felaketi altı ayrı bölümle detaylı bir şekilde işleniyor. Hikayenin görsel
sunumu, fotoğraflar ,videolar ve grafiklerin sunumu internet yayıncılığında
çığır açıcı nitelikte. Net bir şekilde haberin tasarımı ve öykülenişi haberin
önüne geçmiştir. Bu haber internet haberinin nasıl olması gerektiğini, hangi
yanlışların yapılmamasını, neyin daha çok ilgi uyandırdığını ve okuyucuya nasıl
kolaylıklar sağlanması gerektiğini gösteren bir ders niteliğinde.
Anasayfada yani ilk bölümdeki (tunnel creek) karlı GIF son derece sade ve dikkat çekici bir görünümde.Habere konu olan kişiler hakkında fotoğraf ve videoların sayfa içinde verilmesi ve bir tıkla ulaşılmasıda okuyucu için büyük kolaylık. Olayın gerçekleştiği alanın uydu görüntüleriyle dinamik bir şekilde sunulması da dikkati habere toplamamıza neden olmakta.
2.bölüm olan To
The Peak ‘te ise kişilerin profilinin sunulması habere derinlik katıyor. Yine
aynı bölümde çığın nasıl oluştuğunu anlatan grafik kendini sonuna kadar
izlettiriyor.Kullanılan dilin sadeliği ve aralarda bırakılan boşluklar
okuyucuyu dinlendiriyor ve sıkılıp okumamasını engelliyor.
Bir gazeteye
göre çok renkli olan bu yapı içinde bir haberin ağırlığını korumakta ayrı bir
başarı. Olay hakkında ayrıntılı ve derinlemesine bilgi verilirken multimedya
imkanlarından da sonuna kadar faydalanılmıştır.
3.bölümde
girişte 16 kayakçının fotoğrafları karşılıyor. Kayak parkurunu gösteren
fotoğrafta olaya konu olan kişilerin isminin üzerine gelindiğinde
güzergahlarını göstermesi olayın anlaşılmasını kolaylaştırıyor. Yine metin
içine gömülen videolar soluklanma için fırsat yaratıyor. Ayrıca isimlerin üzerine
gelindiğinde kullanılan bağlantı yoluyla kişiler hakkında oluşturulan slide showlarda
fark yaratan bir uygulama olmuş.
Blur Of White bölümünde
1.bölümdekine benzer bir yapı ve tasarım karşımıza çıkıyor. Genel olarak kullanılan
beyaz ağırlıklı yapı 5. Ve 6. Bölümlerde de korunuyor. Discovery (5. Bölüm) de
ses dosyaları,videolar ile paralel giden metinde olay okuyucuya hissettiriliyor.
6.bölüm olan
Word Spreads ise çığ felaketinin sonuçlarından bahsetmekte. Burada ilk 5 bölüme
göre daha sade bir görünüm gözlemledim. Konunun dramatikleştiği bu bölümde
sadelik belki de doğru yoldur.
Genel olarak tasarımından kazandığı etkileyicilikle haber dikkat çekici bir şekilde sunulmuş. Bölgenin görsel sunumu, konuyla ilgili fotoğraf,video ,ses dosyalarının sunumu ve okuyucunun bunlara kolayca ulaşması bakımından çok iyi bir örnek olduğunu söyleyebilirim. Bu işle alakalı herkes için yol gösterici olacağı oldukça açık.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


































